“Siyah Olmasın” Cinsel Bir Tercih Değildir. Irkçılıktır.

“Toplumun çoğunluğu ırkçılığı lanetlerken genelde epey rahat olsa da; gey olsun ya da olmasın, insanlar arasında ırksallaştırılmış cinsel pratiklere karşı çıkma konusunda şaşırtıcı bir çekimserlik söz konusu.”

Kaynak: Samantha Allen, “‘No Blacks’ is not a sexual preference. It’s racism”, (“Siyah Olmasın” Cinsel Bir Tercih Değildir. Irkçılıktır.”), 09 Eylül 2015, The Daily Beast, http://www.thedailybeast.com/articles/2015/09/09/no-blacks-is-not-a-sexual-preference-it-s-racism.html

“Cinsel ırkçılık” özellikle gey toplumunda hararetle tartışılmakta. Bazısı bunu bir tercih olarak görüyor, bazısı önyargı olduğunu söylüyor.

“Lütfen ırkçı olduğu sanılmasın ama…”

Asyalı bir adamın, 25 yaşında siyah bir bilgisayar programcısı olan Rokashi Edwards’a, asla siyah bir erkekle cinsel ilişkiye girmeyi düşünmediğini yazdığı yazı işte böyle başlıyor. Şaşkına dönen Edwards, adamın ırkçı olmadığı yönündeki savunmasına karşı çıksa da, beyaz olmayan çoğu gey erkeğin internette sevgili ararken takıldığı engelle karşılaşmış.

Adam, Edwards’a “Bu sadece bir tercih” demiş.

Sohbet daha fazla ilerleyememiş.

Eğer gey bir erkekseniz, “siyah olmasın” ve “Asyalı olmasın” gibi deyişler, yalnızca bir insan hakları müzesindeki eski tabelalarda göreceğiniz kelimelerden değildir; internette sevgili arama tecrübenizin kaçınılmaz ve güncel bir parçasıdır. Grindr ve Scruff gibi gey eş bulma yazılımlarında, bazı erkekler profillerine “yaşlı olmasın”, “efemine olmasın”, “şişko olmasın” gibi ayan beyan, çoğunlukla hakaretamiz uyarılar ekliyor.  Bunların en yaygın olanları ise “siyah olmasın” ve “Asyalı olmasın” gibi ırka dair uyarılar. Bunlar sıklıkla beyaz erkekler tarafından kullanılsa da, Edwards’ın durumu bunun bir kaide olmadığını gösteriyor.

Bazen, erkekler külliyen etnik bir grubu nitelemek için yemek metaforları kullanmakta: “Pilav olmasın” Asyalı erkekleri caydırmada, “baharat olmasın” Lationaları uzak tutmada ve “köri olmasın” Hintliler’e hiç şansları olmadığını söylemekte kullanılıyor.  

Bu tür uyarıları kullanlanlar, kendilerini “ırkçılık” suçlamalarından korumakta korumak için, belli ırkları diğerlerine yalnızca “tercih” ettiklerini öne sürüyorlar. Bir gey blogger, “Bana tercih sahibi olamayacağımı söyleme! Ben kadınlarla seks yapmak istemiyorum. Darılmaca yok. Bu beni kadın düşmanı mı yapar?” diyor. Diğerleri ise sözde cinsel ırkçılık dilinin, hayatın diğer alanlarındaki ırkçılıktan ayırmanın imkansız olduğunu savunuyor. Farklı renge mensup erkeklerin  çoğunlukla cinsellik söz konusu olduğunda kenara atıldığında ısrarcılar. “Beyaz olmasın” çok daha az popüler bir slogan.

Araştırmacıların “cinsel ırkçılık” olarak adlandırdığı duruma dair tartışmalar özellikle gey toplumları içinde hararetlenmişse de, aynı sorun heteroseksüel çevrelerde de anlaşmazlık konusu. Bu tartışma yakın zamanda ortaya çıkmaya başlayan sosyolojik araştırmalar ile sonuç bulacağa benziyor.

“Archives of Sexual Behaviour” (Cinsel Davranış Arşivleri) dergisinde yayınlanan “Cinsel Irkçılık Gerçekten Irkçılık Mı?” başlıklı  Avustralya’dan bir araştırma, sorunun cevabının muhtemelen “evet” olacağını öneriyor.  Cinsellik araştırmacıları  Denton Callander, Christy Newman ve Martin Holt, çevrimiçi bir anketle 2.000’in üzerinde gey ve biseksüel Avustralyalı erkeğe ırk ve flörtler hakkında ne hissettiklerini sordular. Bu erkekler aynı zamanda bölgeye uyarlanmış bir Hızlı Ayrımcılık Endeksi (QDI)’ni de tamamladılar.   Bu endeks, ırk ve çeşitliliğe karşı tavırları ölçen standart bir araştırma aracı.

Bu iki data setini bir araya getirdikten sonra bir eğilim belirmiş: “Cinsel ırkçılık (…) genel ırkçı tavırlarla yakından ilişkili, bu da ırksal çekimin yalnızca kişisel bir tercih olduğu yönündeki kanıyı sarsan nitelikte.”

Araştırmalarının bir parçası olarak Callander ve meslekdaşları, internet tabanlı, Grindr gibi eş bulma uygulamalarında erkeklerin ırksal tercihlere karşı tavrını ölçen yeni ve sekiz soruluk bir anket hazırladı. Katılımcılara, “Profillerinde ırksal tercih belirten insanlar kimseyi kırmaya çalışmıyor” ve “Eğer insanlar bu konuda kibar davranıyorsa, profilimde ırksal bir tercih belirtmekte sorun görmüyorum” gibi ifadelerle hemfikir olup olmadıkları soruldu. Tarafsız kalmak da bir seçenekti. Erkeklere cevaplarına göre belirli notlar verildi.

Erkeklerle cinsel ilişkiye giren erkekler arasında cinsel ırkçılık konusunda hayli yorumda bulunuldu, ama şimdiye kadar kimse bunu sayılara dökmeye çalışmamıştı. Callander, The Daily Beast’e, ekibinin araştırmasının ileride düzeltmeler gerektireceğini ama bunun “iyi bir başlangıç” olduğunu söyledi.

Araştırmacılar erkeklerin ırk ve internet tabanlı flörte karşı tavırlarını QDI notları ile karşılaştırmadan önce bile durumu açığa çıkaran verilere ulaştı.

Erkeklerin yüzde altmış dördü çevrimiçi eş bulma profilinde ırksal bir tercih belirtmenin kabul edilebilir olduğunu söyledi ve yüzde kırk altısı da bu tercihlerin kendilerini rahatsız etmediğini belirtti. Geçmişte ırkçılık nedeniyle dışlanan erkekler ise, tahmin edileceği gibi, bu durumdan dışlanmaya maruz kalmayan erkeklerden daha fazla rahatsız oluyor; ancak yine de bu erkeklerin yüzde yetmişi cinsel ırkçılık “bir ırkçılık türü” olduğu fikrine karşı çıkıyor. Bu erkeklerin çoğunluğu ırksal dışlanmayı “bir sorun” olarak görse de bunu ırkçılıkla bağdaştırmaya yanaşmıyor.

Callandar, The Daily Beast’e, “Toplumun çoğunluğu ırkçılığı lanetlerken genelde epey rahat olsa da; gey olsun ya da olmasın, insanlar arasında ırksallaştırılmış cinsel pratiklere karşı çıkma konusunda şaşırtıcı bir çekimserlik söz konusu” diye konuştu.

Erkeklerin internette eş bulma davranışları ve QDI puanları arasındaki korelasyon tahmin edilebilir olsa bile  hayal kırıklığı getiriyor.

Cinsel ırkçılık anketinde olduğu gibi, QDI katılımcılara benzer ifadeler yönelterek, “katılıyorum”, “katılmıyorum”, “tarafsızım” gibi cevaplar seçmesini istiyor. Bu sefer, QDI’de “Genel olarak, Avustralya’daki azınlıkların etnik ayrımcılıktan fazla şikayet ettiğini düşünüyorum” ve “En yakın arkadaşımın başka bir etnik gruba mensup bir kişiyle ilişkisi olması benim için sorun değildir” gibi ifadeler eklenmiş. Düşük QDI puanları çokkültürlülük ve ırksal çeşitliliğe karşı düşük toleransın göstergesi.

Ellerinde iki anket sonucu seti olan araştırmacılar, bu verilerin arasında bir korelasyon olup olmadığını görmek için iki regresyon analizi yaptı. Bu analizin sonucu, “siyah olmasın” gibi uyarıların halen “sadece bir tercih” olduğunu düşünenler için kötü haberler getiriyor.

Araştırmacılar sonuçları “ Erkeklerin ırkçı tavırlarıyla bağdaşan etkenlerin neredeyse hepsi aynı zamanda cinsel ırkçılığa karşı tavırlarıyla ilişkili.” diyerek değerlendiriyor. Daha iyimser bir tabirle “(QDI’da) Irksal çeşitlilik ve çokkültürlülüğe olumlu tavır gösteren erkekler, cinsel ırkçılığa daha az olumlu yaklaşmakta.”

Bu korelasyona göre, gey eş bulma uygulamalarındaki ırksal ayrımcılık  çoğu kişinin iddia ettiği gibi iyi niyetli estetik birer tercihle değil,  ırkçı tavırlarla ilişkili. Demek oluyor ki, cinsel ırkçılık bir arzu söylemi kılığına bürünse de bildiğimiz ırkçılık.

Callandar, “Arzularımızın tamamen bize ait olduğunu hissetsek de, gerçekte bu arzularımız toplumsal normların kuvvetli etkisi altında şekillenir” diye açıklıyor. “Bana göre, bu araştırmanın bulguları bize, toplum ve bireyler etkin şekilde ırkçılığı reddetse de ırksal önyargıların kolay farkedilmediğini ve hayatımızın en mahrem ve kişisel köşelerine sindiğini hatırlatıyor.”

Araştırmanın bir başka bulgusu da, üniversite eğitimi, ırksal dışlanma tecrübesi, kendini gey olarak tanımlayıp cinsel çeşitlilik gösteren bir mahallede yaşamak gibi bazı bağımsız etkenlerin, yüksek QDI puanlarıyla ve cinsel ırkçılığa karşı daha eleştirel bir duruşla ilişkili olduğu. Beyaz olmak ve çevrimiçi eş bulma hizmetlerini daha sık kullanmak gibi diğer etkenler düşük QDI puanlarıyla ve cinsel ırkçılığa daha olumlu yaklaşımla ilişkili.

Aslında, çevrimiçi eş bulma hizmetlerinden daha sık yararlanan erkeklerin genellikle QDI’da ırkçı olarak tanımlandıkları görülüyor. Bu da çalışmadaki erkeklerin yüzde 96’sının neden ırksal açıdan dışlayıcı bir profille karşılaştıklarını açıklayıcı nitelikte.

Atlanta’da yaşayan 30 yaşındaki Eric gibi gey erkekler için, gey toplumunda ırk etrafında dönen dikenli meselelere yaklaşmak, ümit kırıcı “gündelik bir deneyim”. (Eric bu makalede gerçek adının kullanılmamasını istedi.)

Melez olan Eric, The Daily Beast’e yaptığı açıklamada profillerinde “Asyalı olmasın” yazan erkeklerin yine de kendisine  mesaj gönderdiğini ve “yeterince beyaz” olduğunu ya da “beyaz” sanılabileceği için çekici olduğunu söylediklerini belirtti. Eric bu erkeklerle yüzleşmek için onlardan neden böyle sanılabileceğini ayrıntılı şekilde açıklamalarını istiyor, bu soru kendisinin fiziksel özelliklerini rahatsız edici derecede ayrıntılı bir biçimde anlatmalarını gerektirecek bir soru.

Eric, “Genelde bana verilen cevap ‘Bilmem ki, beyaz gibisin işte’ ya da ‘Beyaz gibi görünüyorsun’ minvalinde oluyor.” diyor.

Eric’in çevrimiçi eş bulma deneyimleri, araştırmanın yazarlarınca ortaya konulan, bir diğer can sıkıcı ihtimalin altını çiziyor, buna göre gey eş bulma hizmetlerinin kendisi erkekleri potansiyel eşlerini ırka göre ayırmalarını teşvik ediyor, ya da en azından bu konuda yüzyüzeyken yapamayacakları ölçüde pişkin davranmalarına ön ayak oluyor. Yazarlara göre, Grindr, Scruff, Growlr gibi eş bulma hizmetleri kullanıcılarının birbirlerini ırk kategorilerine göre ayırmalarına izin veriyor, diğer siteler ise daha öteye giderek “(bu kategorilerin)insanları ve cinsel ilgi(sizlik)i tanımlamada  kullanışlı, doğal ya da uygun olduğu fikrini teşvik ediyor.”  Böylece, bu internet sitelerini sıkça ziyaret eden erkeklerin inançları, cinsel ırkçılığa zemin hazırlayan bir ortamda onaylanmış ve desteklenmiş oluyor.

Yani çevrimiçi gey eş bulma mecrası, tasarımları dolayısıyla cinsel ırkçılığı kabul edilebilir hale getiren uygulamalar ile kendini besleyen kısır bir döngü olabilir.  Peki bu döngüye nasıl müdahale edilebilir? Yazarlara göre çoğu gey erkek cinsel ırkçılığı “ırkçı” bir tavır olarak görmüyor çünkü bu kavram toplumsal olarak kınandığı için beraberinde ağır bir yük getiriyor. Gerçekten de, cinsel ırkçılık suçlamalarından sıyrılmak için en sık başvurulan çevrimiçi yöntem bu terimin çok sert kaçtığından dem vurmak.

Bu konudaki bir savunma şöyle diyor: “Profillerine ‘siyah olmasın’ yazanların çoğu ‘cinsel tahakküm’cü kindarlardan ziyade su katılmamış salak değil midir? Kaba ve toplumsal açıdan eksik olabilirler ama ırkçılar mı?”

Philadelphia’da yaşayan 28 yaşındaki beyaz bir gey olan Steve’e göre muhtemel bir çözüm, “ırkçı” kelimesinin KuKluxKlan’ın etkinliklerinden daha fazlasını içerdiğinin anlaşılması.

“Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir, ‘Irkçı olmaya çalışmıyorum’ demek ‘Irkçi değilim’ demek değildir.” diyor Steve The Daily Beast’e. “İnsanların tüm bir azınlığı, hiçbir istisna olmaksızın elinin tersiyle itebildiğinde ve bunda bir sakınca görmediğinde aklım başımdan gidiyor” diye ekliyor.

Callandar’a gelince, araştırma ekibinin bulgularının, “cinsel ırkçılığın azaltılması ve insanların ırk ile aşk hakkındaki düşünme biçimlerini değiştirmesi için gereken stratejileri” tanımlayacak bir “uygulama araştırması”nda kullanılmasını istiyor.

Callandar, The Daily Beast’e “İnsanların arzularını eleştirecek ya da kınayacak değilim ama kendi içimizdeki önyargıyı görürsek onunla yüzleşebilir ve başa çıkabiliriz.” diye açıkladı.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s