LGBTI Activism

LGBTI rights movement in Turkey

Alan Savunması: Alışın, kadınlar ve LGBTI+ler sporda!

Son yıllarda kadın ve LGBTI+ girişimleri Türkiye’de sporu boyunduruğu altına alan cinsiyetçi ve heteronormatif şiddeti ortadan kaldırmak için faaliyetlerini arttırdı. Tecavüzcü tezahüratlardan cinsiyetçi manşetlere, spor endüstrisi ve spor haberciliği şiddete bulanmış durumda. Çoğu insan LGBTI+ ve kadın sporcuların gerek profesyonel gerek amatör olarak her spor dalında var olduğunu ve rekabet ettiğini bilmiyor. Alan Savunması LGBTI+ ve kadın sporcuların kazanımları ve olumsuz deneyimlerine odaklanan yeni bir çevrimiçi haber platformu. LGBTI News Turkey’den Zeynep Serinkaya Alan Savunması’ndan Ali Safa Korkut’la bir röportaj yaptı.

 

haber görseli.jpg

Alan Savunması‘nı kurma fikri nasıl ortaya çıktı? Ekibinizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Alan Savunması aslında uzun zamandır gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bir projeydi. Futbol oynayan birkaç kadın arkadaşımızın bu alandaki çabasına ve maruz kaldıkları eşitsizliklere yakından tanıklık edince buna kayıtsız kalmak istemedik. Keza bu eşitsizlikler sadece bizim tanıdığımız kadınların başına da gelmiyor. Dünya genelinde böyle bir ayrımcılık olmakla beraber bu Türkiye’de biraz daha fazla hissediliyor.

Sporun kadınların mücadele ettiği dallarını ve özellikle de kadın futbolunu biraz yakından takip edince spor yapmaya çalışan LGBTİ+ sporcuların da bir hayli fazla olduğunu yakından gözlemledik. ‘’Spor yapmaya çalışan’’ diyorum çünkü eril tahakküm ve homofobi her alanda egemenlik kurmaya çalışıyor.

Henüz kadın sporcuların maruz kaldıkları karşısında öfkemizi yatıştıramamışken bir de birkaç LGBTİ+ sporcunun spor yaparken yaşadığı taciz, dışlanma ve hatta fiziksel şiddete kadar varan sözlü hakaretleri birinci ağızdan dinleyince bir şeyler yapmak istedik.

İnsanların bu durumlardan haberdar olmadıklarını veya olsalar bile sessiz kaldıklarını düşünerek ilk aşamada bu yaşananları görünür kılmamız gerektiğini düşündük. Mevcut olarak üniversite eğitimimizi sürdüğümüz ve düzenli bir gelirimiz olmadığı için de -en azından şimdilik- minimum gider ve maksimum efor sarf ederek başarıya ulaşabileceğimiz fikirler üzerinde yoğunlaştık.

Bu doğrultuda da hem gazetecilik bölümü öğrencileri olarak yapabileceğimize inandığımız için hem de bu eşitsizlikleri duyurabilmek ve toplumu harekete geçirebilmek adına gerçekten yararlı olacağını düşündüğümüz için yapabileceğimiz en doğru şeyin bir haber sitesi kurmak olduğuna kanaat getirdik.

Şu anlık Alan Savunması’nda sadece iki kişi faaliyet gösteriyoruz. Ben (Ali Safa Korkut), 23 yaşımda ve Uşak Üniversitesi Gazetecilik Bölümü son sınıf öğrencisiyim. Diyarbakır’da yaşıyorum.

Diğer arkadaşım da aynı sınıfta olduğum Özdemir Atuğ. O da benimle aynı yaşta ve Aksaray’da ikamet ediyor.

Ben sitenin editör ve muhabirliğini yapıyorum, Özdemir de sosyal medya yönetimi ve sitenin teknik işleriyle ilgileniyor.

Alan Savunması ekibin sporla arası nedir? İlgilendiğiniz sporlar, oynadığınız takımlar nedir?

İkimiz de sporla oldukça yakından ilgileniyoruz. Dört seneye yakın bir süre boyunca amatör olarak futbol oynamakla beraber basketbol ve yüzme ile de yakından ilgileniyorum. Bunun dışında tenis, voleybol ve atletizm gibi sporları da elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum.

Ekip olarak bu böyle aslında, sadece bilgi sahibi olduğumuz sporları değil tüm spor dallarını takip etmeye çalışıyoruz. Her günümüz sporla geçiyor.

– Türkiye’de son zamanlarda Karşı Lig, Queer Olympix, Kızlar Sahada gibi spor yoluyla toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılığa spor yoluyla karşı çıkan inisiyatiflerin sayısı artıyor. Sizce bu tür oluşumların ve bireysel olarak spor alanındaki eşitsizlikleri gidermeye çalışan LGBTI+lerin ve aktivistlerin çalışmaları nasıl desteklenebilir?

Söylediğim gibi, ilk aşamada kadın ve LGBTİ+ sporcuların başarıları ve yaşadıkları olumsuz durumlar ile onların görünürlüğüne katkı sunmayı amaçlayan oluşum ve aktivistleri görünür kılmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü gerçekten özel hayatında sporla yakından ilgilenen ve kadın ve LGBTİ+ sporcuların varlıkları ile mağduriyetlerinden habersiz olan insan hakları aktivistleri var. Ancak bu habersizlikleri de kendilerinden değil, medya kuruluşlarının LGBTİ+ sporcu ve aktivistlere haber akışlarında hiçbir şekilde yer vermemelerinden kaynaklanıyor.

Öncelikli olarak Karşı Lig, Queer Olmypix ve Kızlar Sahada gibi organizasyonlara medyada detaylı bir şekilde yer vererek bu konuda bir duyarlılık/farkındalık yaratılabilir. Burada da alternatif medyaya büyük iş düşüyor. Ana akım medya kuruluşları bir eril tahakküm oluşturmak istediğinden ve farklı yönelimlere sahip bireylere saygı duymadığından, onların varlıklarını reddediyor ve hiçbir şekilde haber akışlarında yer vermiyor. Bu noktada alternatif medyanın devreye girerek haber akışlarında kadın ve LGBTİ+ sporcular ile onların görünürlüğüne katkı sunmayı amaçlayan LGBTİ+ aktivistlere daha fazla yer vermesi gerekiyor.

Sonraki aşamalarda çeşitli spor kulüpleri, sporcular, taraftar grupları vs. gibi etki alanı geniş kesimlerle panel, konferans, sempozyum, vs. gibi etkinlikler düzenlenerek kadın ve LGBTİ+ spor ve sporculara gereken değerin verilmesi sağlanabilir.

alansavunmasi.jpg

-Spor belki de bedensel ve cinsel normların en çok dayatıldığı ve şiddet ile kendini gösterebildiği bir alan. Sizce sporun toplumsal cinsiyet ve cinsel kimlik temelli ayrımcılıkla ilişkisi nasıl düzeltilebilir?

Ayrımcılık öncelikle dilde başlıyor. Bunun en büyük göstergesi de cinsiyetçi söylemler. Sporda da bu böyle. Baktığımız zaman, spor dalı fark etmeksizin maç öncesinde, esnasında veya sonrasında karşı takım aleyhinde bir şeyler söylemek isteyen taraftarlar, onları aşağılamak için ilk olarak cinsiyetçi söylemlere başvuruyor. Kadın veya LGBTİ+ olmayı aşağılık bir durum olarak gören zihniyet tarafından rakip takıma kadın olmak veya LGBTİ+ birey olmak üzerinden benzetmeler yapılarak çirkin hakaretlerde bulunuluyor.

Bunu kültürümüzdeki ataerkilliğin bir tezahürü olarak gösterebiliriz. Sporu sadece erkeklere ait bir alan olarak görenler tüm erillikleriyle tribünlerde de yer alıyor ve maç boyu nefret söylemi ve cinsiyetçi söylemlerle dolu marş ve pankartlarını sergiliyor.

Bu sebeple cinsiyetçiliği öncelikle dilde bitirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Kullandığımız dili cinsiyetçi söylemelerden arındırabilirsek sadece sporda değil yaşamın her alanında cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırabiliriz.

– Heteronormativiteyle ve cinsiyetçilikle mücadele ederken, bir yandan da sporun endüstrileşmiş ve rekabete odaklanan halini dönüştürmesi mümkün müdür? İyi ve olumlu örneklerin haberlerini okumanın buna nasıl bir etkisi olabilir sizce?

Tüm hücreleriyle endüstrileşmiş ve sermayedarlara hizmet eder hale gelmiş olan sporun, uzun vadede yeniden halk yönünde tavır alan bir etkinlik haline gelebileceğini maalesef ki sanmıyorum. Ancak bu endüstrileşme, içinde bulunduğumuz süreçte -kendi çıkarları için de olsa- sporda cinsiyet temelli ayrımcılığa karşı olumlu bir katkıda bulunuyor.

Nike, Adidas, Puma vs. gibi önde gelen spor giysi üreticileri, reklamlarında kadın ve LGBTİ+ sporculara sıkça yer veriyor. Bu reklamların yegane amacının cinsiyet temelli ayrımcılığa karşı bir duruş sergilemek olduğu iddia edilse de bunun pek de öyle olduğunu düşünmüyorum. Spordaki endüstrileşmenin bir parçası olarak, ilgili markaların bu reklamlarla asıl amaçladıkları şeyin ürünlerine yeni pazarlar oluşturmak ve müşteri kitlelerini geliştirmek olduğu herkesçe bilinen bir gerçek.

Böylelikle her ne kadar kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmiş olsalar da cinsiyet temelli ayrımcılığa karşı verilen mücadeleye de katkı sunmuş oluyorlar.

İyi ve olumlu haberlerin örneklerini okumak başta medyada olmak üzere toplumda da olumlu bir algı oluşturabilir.

Alan Savunması‘ndaki haber ve makaleleri okuyup “ben de yazarım” diyenler olabilir. Aranıza katılmak ya da size yazı göndermek isteyenlere neler söylemek istersiniz? LGBTI+ spor haberciliğinin önemi sizce nedir?

Gazeteci, yazar, akademisyen, iletişim fakültesi öğrencileri vs. gibi toplumun her kesiminden insan haber ve/veya düşünce yazılarını bizlere gönderebilir. Alan Savunması onlardan gelecek katkılara açıktır. Sporun herhangi bir dalı ile ilgili kaleme aldıkları, odak noktasında kadın veya LGBTİ+ sporcular olan her türlü haber ve yazıya Alan Savunması’nda yer verebileceğimizin bilinmesini isteriz. Kadın ve LGBTİ+ sporcuların görünürlüğüne katkı sunacak her türlü içeriğe Alan Savunması’na yer verebiliriz.

LGBTİ+ spor haberciliği, özellikle heteronormativiteye ve spordaki cinsiyet temelli ayrımcılığa karşı büyük önem arz ediyor. Amatör veya profesyonel olarak sporculuk yapan çok sayıda LGBTİ+’nın başarılarının veya maruz kaldıkları ayrımcılıkların medya aracılığıyla duyurulması yalnız toplumun algısını değil medyanın algısını da olumlu yönde etkileyecektir.

Buna örnek olarak, Alan Savunması’nı gösterebilirim. Yayım hayatımıza başladıktan sonra özellikle alternatif medyada LGBTİ+ sporculara yönelik haberlerde bir artış gözlemleyebiliyoruz.

– Okuyucularımıza söylemek istediğiniz başka bir şey var mı? Yazı ve makale dışında sizi nasıl destekleyebilirler?

Okuyucularımıza kadın veya LGBTİ+ bireylerin haklarını savunabilmek için illa LGBTİ+ olmak gerekmediğini söyleyebilirim. Bunun en büyük örneği de bizleriz. Ben ve Alan Savunması’nda faaliyet gösteren diğer arkadaşım LGBTİ+ bireyler değiliz. Ancak, kendimizden olmayan insanların da hakkını savunabilmeyi, ortadaki adaletsizliklere bir ses çıkarmayı birer insanlık vazifesi olarak görüyoruz. Lütfen onlar da öyle görsünler.

İleride nasıl olur bilmem ama şu an için herhangi bir maddi desteğe ihtiyacımız yok ancak destek sunmak isterlerse de hayır demeyiz 🙂 Şimdilik sosyal medya hesaplarımızdan bizleri desteklemeleri ve daha fazla insana sesimizi duyurmamıza yardımcı olmaları yeterli.

Daha fazlası için Alan Savunmasının sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Röportaj: Zeynep Serinkaya

Pride March held on Mis Sokak, Taksim; police attacked dispersing crowd

Hundreds of people came together in Mis Sokak [Mis Street], Taksim for the Istanbul LGBTI+ Pride March: “We are here, get used to it, we are not going” After the announcement, as the group dispersed, police attacked with gas bombs and plastic bullets.

Source: Onur Yürüyüşü Mis Sokak’taydı, yürüyüş dağılırken polis saldırdı: Buradayız, alışın, gitmiyoruz! (The Pride March was on Mis Street, the police attacked as the march broke up: We’re here, get used to it, we’re not going!) Ylıdız Tar, KaosGL (https://kaosgl.org/sayfa.php?id=28438) June 30, 2019

 

LGBTI+ people  and anti-discrimination activists met in Taksim today (June 30) for a press release on th LGBTI+ Pride March.

Before the march was due to begin at 17:00, police were deployed to Istiklal Caddesi [Istiklal (Independence) Avenue] and surrounding streets. During the day, they conducted identity checks on people they assumed to be LGBTI+.PHOTO

egemen1

Hundreds of people met on Mis Sokak!

The Istanbul LGBTI + Pride Week Committee gave a press release on Mis Sokak, as a result of a meeting with the police. Hundreds of people gathered in Mis Sokak.

Hundreds of people carrying rainbows, trans and intersex flags often shouted slogans on Mis Sokak: “Don’t keep quite, shout there are homosexuals,” “Whose morality is [the] general morality?” and  “Where are you my love?”

egemen3

Ahmet Şık and Gökçe Gökçen were in action!

People’s Democratic Party (HDP) Istanbul Deputy Ahmet Şık and Republican People’s Party (CHP) Vice President for Human Rights Gökçe Gökçen also participated in the action.

At 17.00, the press release was read on Mis Sokak. The Pride Week Committee’s statement said: “We do not give up our lives, our solidarity, nor our organized struggle! We are here, get used to it, we are not going.”

egemen5

Rainbow flags on buildings!

During the press release rainbow flags were hung from buildings around Mis Sokak. Among the places where the rainbow flag was hung was the Socialist Refoundation Party (SYKP) building.

missokak1

After the press release, songs from the list prepared by the Pride Week Committee were played on the street.

After the press release, the Pride Week Committee said, “We are leaving Mis Sokak and scattering to every street in Taksim. We continue to dance and have fun in the streets! ”

egemen8

Two people detained

Two people from Mis Sokak were detained during the press release.

 

Police attacked dispersing crowd

In Mis Sokak and surrounding streets police attacked the dispersing crowds with gas bombs and plastic bullets. Police also attacked places where those who fled the attacks stayed using gas bombs.

egemen10

Under the blockade of the police, marchers in Mis Sokak were attacked with  dogs. Those sitting in the area were also attacked with gas bombs and tables were upturned. 

 

Walking in Tatavla

On the other hand, LGBTI + phobia opponents who came together in Tatavla walked along Kurtuluş Caddesi {Kurtuluş (Liberation) Avenue]. During the march with rainbow flags, the slogan “We will not turn our backs, we will not turn our backs, we will not turn our backs on this way” was shouted.

 

Walk from Talimhane to Taksim Square

Another group marched from Talimhane to Taksim Square with rainbow flags and slogans.

 

Press release: We’re here, get used to it, we’re not going!

Photos: Egemen Kepekci

The public statement for Istanbul Pride March will be announced at 17:00 on June 30

The public statement for Istanbul Pride March will be announced at 17:00 on June 30

Istanbul LGBTI+ Pride Week Committee invites everyone to gather for the Pride March in front of the entrance to the French Cultural Centre in Taksim at 17:00 on June 30.

Source: The public statement for Istanbul Pride March will be announced at 17:00 on June 30 (İstanbul Onur Yürüyüşü basın açıklaması 30 Haziran, saat 17:00’de), Kaos GL, http://kaosgl.org/sayfa.php?id=28431, June 29

 

Istanbul LGBTI+ Pride Week Committee invites everyone to gather for the Pride March in front of the entrance to the French Cultural Centre in Taksim at 17:00 on June 30.

After the governorship of Istanbul announced that they banned the Pride March in Istiklal Avenue, the Committee asked if it could take place in Bakırköy Square; however, the governorship also forbade the Pride March from being permitted and organized there.

This year is the 27th anniversary of Istanbul LGBTI+ Pride Week; and to end the week with the Pride March, the committee invites all the LGBTI+ individuals and everyone who is against LGBTI+ phobia to gather in front of the entrance to the French Cultural Centre in Taksim tomorrow at 17:00.

 

“We invite everyone to stand by us and to celebrate our Pride tomorrow”

The full announcement of the committee is as follows:

Call to all the LGBTI+ individuals and everyone who is against LGBTI+ phobia

We asked permission to use Bakırköy Square to celebrate our 17th LGBTI+ Pride March which we planned to organize on June 30; however, our application has been refused with no legal grounds whatsoever. The governorship that has been using Taksim Avenue as an excuse to ban the Pride March for years, has clearly shown everyone that Taksim Avenue is just an excuse for this ban.

As the 27th Istanbul LGBTI+ Pride Week Committee, we invite all LGBTI+ individuals and everyone who is against LGBTI+ phobia to gather in front of the building of the French Cultural Centre in Taksim at 17:00 on June 30, there we will announce our public statement. Our meeting will start in front of the French Cultural Centre; and we invite all of you to carry on the meeting by dancing, shouting slogans, and announcing our public statement in each and every street of Taksim. We will #march first on Taksim, then the whole of Istanbul and Turkey.

We invite everyone to stand by us and to celebrate our Pride tomorrow. 

#HerYürüyüşümüzOnurYürüyüşü #OurEveryMarchisaPrideMarch

Photo credit: Serra Akcan, NarPhotos, 2013

Guest*House Photobook and Film Launch Event

The Consulate General of the Netherlands in Istanbul hosted an event on Monday, June 17 for the GuestHouse photobook and film launch. The GuestHouse serves the trans community by providing mainly trans women who have no place to stay with a safe shelter. In the opening of the event, Consul General Bart van Bolhuis said that during such difficult political times in Turkey, the establishing of a place such as the trans Guest* House to provide a safe and supportive environment for the trans community is a very important endeavor, that the book and film projects are extremely valuable in helping promote awareness, and added that the Netherlands Consulate is very glad to have been able to support these projects.

 

The Consul General’s opening speech was followed by the screening of the film GuestHouse. The film shows some of the people living in the GuestHouse in their daily interactions, sharing with the viewer their struggles, worries, fears and dreams, and what the GuestHouse means to them. We see some ways in which the GuestHouse is run and supported, and some of the challenges and issues it faces. For a few minutes, the film leaves the viewer in raw silence with displays of photographs of the trans women living in the guest house. The film also shows trans activist and actor Seyhan Arman, talking about how the vision for the Guest*House is to operate it like a senior center with its own staff, doctor and psychologist providing medical support.

 

After the screening of the film, talks moderated by Kübra Uzun, were held with GuestHouse project curator Ipek M. Sur van Dijk, photography artist Ömer Tevfik Erten, writer Defne Çizakça and Doğukan Karahan from SPoD (Social Policy, Gender Identity & Sexual Orientation Studies Association). Ipek M. Sur van Dijk recounted how she was introduced to Ömer and his work and how she was inspired by the impact of the artwork. Ömer and Defne shared with the audience the story of how they both met, the projects they’ve worked on together, their collaboration on the GuestHouse photobook and film projects, and future projects they plan to pursue.

 

Doğukan Karahan from SPoD shared the background and history of the GuestHouse, the way that it functions and how it has served and is continuing to serve the trans community. Doğukan also focused on the current issues facing the GuestHouse. He mentioned that the most pressing challenge has been the need to move to a new place. He added that finding a new place has not been easy due to funding limitations. He stated the urgency of the situation saying that they have overstayed their rent contract in their current location, that the owner of the building will not renew their contract and is asking them to leave. The audience asked questions to Doğukan and shared some ideas, brainstorming possible ways to resolve the problem.

 

The event ended with a networking reception in the consulate’s garden.

The Governorship of Antalya has banned the 3rd Antalya Pride Week!

The Governorship of Antalya has banned Antalya LGBTI+ Pride March and “all the related activities and events”. The governor’s office put forward “public decency” as the reason for this discriminatory ban.

Source: The Governorship of Antalya has banned the 3rd Antalya Pride Week! (Antalya Valiliği, 3. Antalya Onur Haftası’nı yasakladı!), Kaos GL, http://kaosgl.org/sayfa.php?id=28317 June 15, 2019

 

The governorship of Antalya has banned the 3rd Antalya LGBTI+ Pride Week stating the reason as “to prevent dissident groups from facing each other, to ensure the current peaceful environment, national safety, public order, public health and decency not to be disturbed, to block possible violence and terrorist activities, to preserve the unbreakable unity of the government, state, and nation, to protect the rights and freedom of other people,” pursuant to  Law no.2911 on Meetings and Protest Marches, the regulations on implementation of this law, and Article 11/A-C of the Law no.5442 on Provincial Administration.

The governor’s office has announced that “the Pride March and all the activities & events which will be organized afterwards in relation to that, such as public statements and activities/events by way of support to similar protests, as well as all the activities (marches, public statements, hunger strike, sit-in protests, setting up a booth or tent) which are follows-up to the same issue” have been banned in the whole city for 15 days.

Lawyer Ahmet Çevik: “We don’t accept the unlawful ban decision”

Lawyer Ahmet Çevik talked to KaosGL.org about the ban decision of the Governorship of Antalya:

“Today, the police officers of Antalya Security Branch Directorate, who came to the office of BIZ Association, notified [us of] the ban decision of the Governorship of Antalya. However, we refused to announce it because we don’t accept this unlawful ban decision. The ban decision of the Governorship of Antalya is contrary to the international agreements and to our own legislation. Let me tell you more clearly, the ban decision is contrary to the Istanbul Convention, the principles of equality in the constitution, the decisions of the European Court of Human Rights, and domestic legal order. Therefore, we refuse to announce it, the Governorship of Antalya should announce the ban to the public.”

Stating that the ban decision of the Governorship doesn’t only involve the activities within this week, but it also bans all the LGBTI+ activities throughout the whole city for 15 days and even protesting against the ban has been banned,  Çevik said:

“The Governorship has not only banned the Pride Week activities which will take place for 3 days. It banned all the LGBTI+ activities which will be organized in the whole of Antalya for 15 days starting from June 15. In addition to that, calling for LGBTI+ activities and reactions & protesting against it [the ban] in the digital world are banned, too. Moreover, no human rights associations or activist can condemn this ban or make a public statement about it within the borders of the city because these acts will also be considered as LGBTI+ activities. To sum, ban, ban, ban. Everything is banned!”

It is banned in Izmir, too!

The Governorship of Izmir announced a decision yesterday (June 14) and banned the 7th Izmir LGBTI+ Pride Week stating similar reasons. The Governorship of Izmir gave the reason for it as “to ensure the people’s right to privacy, safety of the economy, public security, and welfare; to ensure national security, public security, and welfare; to protect national security, public order, to prevent crimes, to protect public health, public decency, and the other people’s rights and freedom, to prevent possible violence and terrorist activities.”

The governorship of Izmir has banned the 7th Izmir LGBTI+ Pride Week

 

The governorship of Izmir has banned the events & activities which have been organized within the scope of the 7th Izmir LGBTI+ Pride Week between the 17th – 23rd of June [2019].

Source: The governorship of İzmir has banned the 7th Izmir LGBTI+ Pride Week (İzmir Valiliği, 7. İzmir LGBTİ+ Onur Haftası’nı yasakladı), Kaos GL, http://kaosgl.org/sayfa.php?id=28314 June 14, 2019

 

The governorship of Izmir has banned the 7th Izmir LGBTI+ Pride Week which has been organized with the efforts of volunteers, by stating the reason as “to ensure the peace and safety of the city’s people, their right to privacy, the safety of the economy, public security, and welfare; to ensure national security, public security, and welfare; to protect national security, public order, to prevent crimes, to protect public health, public decency, and the other people’s rights and freedom, and to prevent possible violence and terrorist activities,” pursuant to Law no.2911 on Meetings and Protest Marches, the regulation on implementation of this law, and  Article 11/A-C of Law no.5442 on Provincial Administration.

 

Trans Guest* House, a social awareness project

 

Trans Guest* House project will be launched on June 18-22, 2019 with a photography exhibition, stories and memories of the trans women and men’s lives, with the aim to increase awareness.

The project is directed by Kübra Uzun and has three components: A photo book titled “Guest*House”, a video titled “Once Upon A Time” and the exhibition titled “1+1: We are strong together!”.  

The photobook “Guest*House” is supported by the Consulate General of the Netherlands Istanbul, introducing photos taken by Ömer Tevfik Erten at the Trans Guesthouse. The guest house was opened by the Istanbul LGBTT Solidarity Association in 2013 for trans individuals who have no place to stay and were subjected to violence. The book includes a magical realist story titled ‘Unravelling A Riddle’ written by Dutch-Turkish author Defne Çizakça, in the memory of Hande Kader, the trans woman activist whose burnt body was found in the woods near Istanbul.  The book is designed by Merve Deniz.

IMG-20190609-WA0128.jpg

The video titled “Once Upon A Time” will be screened at the Consulate General of the Netherlands Istanbul. The video is prepared in the memory of Çingene Gül, a trans woman murdered in her house in Istanbul in 2014. It gives us a peek at the guests of the guest house’s search for safe space and the struggle for the sustainability of the guest house.

The exhibition titled “1+1: We are strong together!” will be hosted by Boysan’s House, a space opened in the memory of LGBTI+ activist Boysan Yakar who passed away in a car accident. Upon Ömer Tevfik Erten’s call the exhibition brings together a new generation of photographers in Turkey . Lamarts is the print sponsor of the exhibition and presents the selections of MAKHism, Dilek Yaman, Damla Atak, Nazlı Yıldırım, Şener Yılmaz Aslan, Ateş Alpar and Ömer Tevfik Erten.

1+1_instagram_post.png

The exhibition will be launched on June 18, 19:00. A panel titled “Art and Activism” will take place at Boysan’s House with the participation of art theoretician Ezgi Bakçay and Prof. Seçkin Tercan.

Photographers who work or would like to work in the field of gender studies are invited to come together on June 20, 18:00 and participate with the exhibited artists.

All events are free of charge and open to the public.

IMG-20190609-WA0124.jpg