Arka Plan: İnsan Hakları Konseyi Evrensel Periyodik İncelemesi’nin Türkiye Değerlendirmesi

Ortak Basın Açıklaması
KAOS GL, LGBTI NEWS TURKEY, International Gay and Lesbian Human Rights Commission (IGLHRC) and ILGA-World

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin 27 Ocak 2015 tarihinde yapacağı değerlendirme Türkiye’nin insan hakları sicilinin uluslarlarası boyutta incelenmesi için ikinci defa gönüllü olmasıyla gerçekleşiyor. Türkiye’nin ilk EPİ değerlendirmesi, İnsan Hakları Konseyi’nde Mayıs 2010’da gerçekleşmişti. Evrensel Periyodik İnceleme, devletlere insan hakları performanslarını tartışma ve kendilerini nasıl geliştirebilecekleri üzerine geri bildirim alma imkanı veren devletler tarafından yürütülen bir süreçtir.

Birinci Tur

2010’da devletler Türkiye’nin sicilindeki cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıklar konusundaki endişeleri dile getirmişti. Türkiye bu oturumda Norveç, Kanada ve Hollanda’nın tavsiyelerini kabul etti ve bu tür ayrımcılıkları azaltmak için girişimlerde bulunacağına dair söz verdi. Çelişkili bir biçimde, Çek Cumhuriyeti ve İrlanda tarafından verilen benzer tavsiyeler hükümet tarafından reddedildi fakat Çek Cumhuriyeti’nin kadına karşı ayrımcılıkla mücadele etmek için verdiği tavsiyede cinsel yönelim teriminin ve İrlanda’nın tavsiyesinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği terimlerinin kaldırılması ile önerileri kabul edilmişti. Hükümet ayrıca Çek Cumhuriyeti’nin devlet personeline verilecek cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği odaklı bir insan hakları eğitimi üzerine tavsiyesini de not aldı.

Birinci Turun ve Yeni Gelişmelerin Takibi

Türkiye ilk değerlendirmesinden bu yana, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıklar konusunda kabul etmiş olduğu tavsiyeleri uygulamaya koymada başarısız oldu. “Cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” terimleri, içinde ayrımcılık ve nefret suçları üzerine düzenlemeleri de bulunduran Mart 2014 tarihli Yeni Demokrasi Paketi’nde yer almadı. Buna ek olarak, cinsel yönelim ve cinsel kimlik terimlerine dair herhangi bir referansa yeni anayasa taslağının eşitlik üzerine olan maddesinde de yer verilmedi.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmaların kanun hükmünde olduğunu ve üstünlüğünü belirtir. Türkiye’nin Kasım 2011’de onayladığı Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişjkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin ayrımcılık karşıtı hükmü, “cinsel yönelim” ve “cinsiyet kimliği” terimlerini içeriyor. Bu hükümetin bu zamana kadar sorumluluğunu üzerine almayı reddettiği LGBTİ bireylerin güvenliğinin sağlama alınması için iç hukukunu bu anlaşmanın eksenine getirerek uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği anlamına geliyor.

İkinci Tur: LGBTİ Grubu Gönderisi

2014 yazında, yerel ve uluslararası LGBTİ kuruluşları koalisyonu BM İnsan Hakları Konseyi’ne 2010-2014 yılları arasında LGBTİ bireylerin yaşadığı insan hakları ihlallerini belgeledikleri ortak bir EPİ raporu sundu. Rapor, gerçek veya varsayılan cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği sebebiyle gerçekleşen en az 41 ölümün altını çizdi. Bu sayı LGBTİ dernekleri ve basına yansıyan vakalarla sınırlıdır.

Türkiye’nin EPİ’nin ilk turunda cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği terimlerinin de bulunacağı kapsayıcı bir ayrımcılıkla mücadele yasasını yürürlüğe koyma sözüne karşın hükümet bu kesimi tanımak ve korumak adına hiçbir girişimde bulunmadı. Devlet tanıması ve korumasının yokluğu sebebiyle Türkiye’de cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli suçların verileri toplanmıyor, hatta bazı hakimler LGBTİ bireylere karşı işlenen nefret suçlarının faillerinin hapis cezalarına indirim uyguluyor. Eşcinsellik bir suç olarak görülmese bile çoğunlukla “müstehcen” veya “hukuka ve ahlaka aykırı” olarak adlandırılıyor. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin bu şekilde yorumlanması LGBTİ topluluğunun ifade ve dernek kurma özgürlüğünü kısıtlıyor. Buna ek olarak, LGBTİ bireylerin yasal korumasının olmaması, bireylere yönelik cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli sistematik bir ayrımcılıkla sonuçlanıyor. Cinsel yönelimleri utanç verici ve “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derece yüz kızartıcı” bulunduğu için kamu personelleri işlerinden çıkarıldı. Trans bireylerin ayrımcılık sebebiyle çalışma hayatına erişimleri yok ve seks işçiliğine başvurduklarındaysa polis tarafından keyfi olarak cezalandırılıyorlar.

AKP hükümetinin temsilcilerinin LGBTİ bireyler hakkında yaptıkları aşağılayıcı açıklamalar, homofobik ve transfobik bir ortama katkıda bulunuyorlar. 2010’da Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Aliye Kavaf, “Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum. Tedavi edilmesi gereken bir şey bence” açıklamasında bulundu. 2013’te, İstanbul Milletvekili ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Türkan Dağoğlu “LGBT dediğimiz durum normal dışı bir davranıştır” açıklamasını yaptı. Hükümet yanlısı gazetelerin yinelemesiyle, bu söylemler ayrımcılık ve nefret suçlarının devam edebilmesini sağlıyor.

Son olarak, Türkiye’nin EPİ’nin ikinci turu için sunduğu Ulusal Rapor da cinsel yönelim, cinsiyet kimliği veya LGBTİ sorunlarıyla ilgili herhangi bir referans içermiyor.

One comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s